5 Aralık 2008 Cuma

ocak? mama sandalyesi? sofra?


altı ay miladı geldiğinde doktorları ve internet sahifelerini bir kenara bırakıp, kızın eline salatalıklar incirler verir olmuştuk. üstelik anne sütü için verdiğim  tüm mücadeleye rağmen. kırk günlükken ağzına aktarılmaya çalışılan çayları, baharatlı mercimek çorbalarını unutmayı seçerek... çünkü altı aydan sonra yiyeceklerle tanışmak biraz geç olabilir gibi gelmeye başlamıştı. üstelik altı ay aşıları ve kontrolleri için doktora gittiğimizde doktorun "artık yemek yedirmeye başlıyorsunuz, üstelik burada ek besin olan bu yedirmeye başladıklarınız değil anne sütü olacak" demesiyle iyi yapmışız diye düşündük. çünkü her ne kadar yemekleri tanıttıysak da birdenbire yemek yemeye tam geçiş hiç kolay olmadı. burada düzenli yemek yapmayı pek sevmememin rolü büyüktü. bir başka etken de yemek yeme mekanına ilişkin problemler idi.



biz mutfakta yiyorduk ama zaten ufak olan mutfağımız bebekle iyice anlamsız bir yere dönüşmüştü. mama sandelyesi kesinlikle sığmayacaktı ve amama sandelyesini alıp güzel güneşli mutfağımıza değil de sürekli misafir gelen salona koymak anlamsız görünüyordu. (mutfağın küçüklüğünün nasıl mimar-mühendislerce kadının orada tek başına kaderiyle başbaşa kalmaya mahkum edilmesi olduğu için bakınız ferhunde özbay, "gendered space: a new look at turkish modernisation. tabi aynı şekilde geniş mutfak da o ana kadar beslemelik yoluyla devam ettirilen kadın-genç kız köleliğinin mekanı...)  

ben de en sonunda mutfaktan masayı ve sandalyeleri attım. eşimin de yardımıyla ve desteğiyle oraya bir döşek koydum. artık sabahtan öğleye kadar mutfakta bulunan güneşi ailecek değerlendirebiliyorduk. üstelik kız orada oynarken iş yapmak da kolaylaşmıştı.


yemek yeneceğinde ortaya bir sofra çıkıyordu. zira kızla en rahat ettiğimiz ziyaretler içinde yemek masası bulunmayan ve sofralarla yemek yenen evlerdi. buralarda hem sofraya dahil olabiliyor hem de rahatça emekleyebiliyordu. ama misafirlikteki hesap eve uymadı ve sofranın pek öyle iki kişi bir bebeğe uygun bir çözüm olmadığı derhal anlaşıldı. kız hareketlendikçe sofrayı zaptetmek zorlaşıyordu. biz de giderek daha bireysel çözümlere gittik. hatta kızdan korumak için kendi tabaklarımızı tezgahda tutuyoruz... ki yaklaştığım ocak-odası çözümünden giderek uzağa gittiğimin farkındayım. ama üşengeçlik midir, inat mıdır, cimrilik midir bilmem kız bir yaşını geçtikten sonra mama sandalyesi alasım da giderek azalıyor. zaten alsam koyacak yer yok pek. kız az çok yemek yiyor, neyse ki kendi kendisine de yiyor. ama bu konuda ne ben kendini adamış bir anneyim ne de o annemin kritik bakışının karşısında bir kale gibi durabilir (kim durabilir?). şimdilik askıda herşey, yemek, mekan, değişen bedenlerimiz. hayatımıza daha çok kişi, belli bir mesafeden değil doğrudan girdiğinde daha kolay oluyor ama bu işler. antisosyalim mantisosyalim ama, bu da böyle geliyor işte bana... gerçi bebek de benim antisosyalliğimi çok dönüştürdü ya... ama bu başka bir yazı konusu.

e.

4 yorum:

Elizabeth dedi ki...

Merhaba!

Benim oglum 7 aylik, fakat 28 haftalik dogdugu icin, duzeltilmis yas sacmaligina gore 4 aylik diyebiliriz, su an hala emeklemiyor, kiziniz kac aylik emeklemisti? Biraz zorlaniyor ama sonra gide gide ters ters gidiyor, cok komik :)!

Bir de, mama sandalyesini oglum cok seviyor! Bence bir tane edinmeliydiniz, ozellikle oyuncakli olanlarindan, onlari izlerken seftali puresi bile yiyor ki bu en sevmedigi :)

elif dedi ki...

haklısınız galiba!
ama dışarda yemek yerken mama sandalyesi kullanıdığımızda pek uzun durmuyodu orda.

bizimki de ters ters başlamıştı emeklemeye. o da her harükarda emekleme sayılır.

selamlar

gul dedi ki...

bizde de küçük mutfak sorunu vardı ve fakat hiçbir tedbir alınamadı,derken bizim kız emeklemedi ya da biz emekletemedik.. bi diger konu da, asosyal miydiniz gercekten? eger oyle ise niye bende de aynı etki olmadı diye dusunmeden edemiyorum...
sevgiler

elif dedi ki...

merhaba, kusura bakmayın taa şimdi yazıyorum cevabı, yazıyı yeniden okumaya döndüğümde gördüm yorumunuzu. ben de yazıyı okurken kendime niye antisosyal demişim ki diye düşündüm. bilmiyorum o kadar sosyal oldum ki geçmişi bile mi hatırlamıyorum yoksa yazıda mı abartmışım karar veremedim. dönem dönem kuvvetli bir kendi kendime kalmak isteğim olmuştur ve bu isteğim önce evlilik ve sonra çocuklardan bu yana pek karşılık bulamadıkça nadirleşti galiba. başlarda buna çok canım sıkılıyodu ama şimdi hoşuma gidiyo bu durum...